IMAGE
inamlık
Cuma, 27 Kasım 2015
Devamı...

YAZARLAR

Müslüman’ın Ramazanlaşması

Müslüman’ın Ramazanlaşması

 

Tülay Demircan Koyuncu

 

Bir telaş bir heyecan sardı müminleri

Beklenen misafir geliyordu

Hoş geldin

Deyip ruhlarımıza misafir edeceğiz

Öyle değil mi?

Aslında misafirlik üç gündür

Ama

Bizim nefislere ders verecek ya

Bir nevi

Seminer yapacak

Uzun cümleler kurmadan

Anlatacak

Anlayabilene

Ondandır ki

3'ün yanında 0'ı da ekleyerek gelecek

Sonundaki sıfır acaba bizim

Nefislerimizin notumu?

O kadar da değil ama

Pardon

Ramazan’ı şeriften bahsediyorum

Daldım gittim...

Ramazan

Rab’tan gelir

Yani terbiye etme anlamında

Malik olmaktan

Zan- husni zandan gelir.

Yani ramazan nefislerimizi terbiye etmek için

Sahip olduğun halde Allah rızası için

Yememek içmemek

Malik olup beklemek

Ve hüsnü zanda bulunup

Kötülükleri zanları def etmek

Birbirimize şefkatle merhametle yaklaşmak

Desem

"Ramazan'ın anlamı diye

Ne dersiniz?

Hayırlı müminlerin birbirlerini sevdiği

Hatta insan olarak kabul ettiği bir

Ramazan ayı geçirmek duasıyla

Hayırlı Ramazanlar

Efendim…

 

KUR’AN’I ANLAMAK, İŞİMİZE GELMİYOR MU?

KUR’AN’I ANLAMAK, İŞİMİZE GELMİYOR MU?

Sadece dinlemeyi, ya da anlamını bilmeden, okumayı tercih etmek… Nasıl bir şey anlamadan, okumak… Anlamak mümkün değil mi? Aslında her şeye nasılda meraklıyız… Komşularımızdan biri ses çıkarsa, hemen kulak verir, yâda biri hakkımızda dedikodu yapsa, yorum yapsa, mutlaka araştırma hissine kapılırız. Ve kim olduğunu buluruz. Allah akıl vermiş ya! Alış veriş yapmak için her mağazayı dolaşırız, bıkmadan usanmadan. Ucuz ve kaliteli eşya almak adına. Ama her şey işimize gelince kadar!

Bir gün adımıza özel taahhütlü bir mektup gelse Ve bu mektup bilmediğimiz bir lisan ve bilmediğimiz bir ülkenin devlet başkanından olsa ne yapardık acaba! Büyük bir heyecanla, kim okuyup anlayabilir diye koyulmaz mıyız yollara? Bir kişinin yorumu da yetmez bize, birkaç kişiye okuturuz, belki diğeri anlatamamıştır diye. Hele hele içinde bize yazılan övgüler, vaad edilen hediyeler, güzellikler varsa değmeyin keyfimize… Peki nedendir? Bize yollanan kitabı anlayacak bir şekilde okumuyoruz... Çünkü bazılarımızın okumaktan anladığı; Oku, kapa kitabı, kaldır tozlu raflara ve arada bir indir kucağa. Ya geçmişinin ruhuna oku (sanki ölüye gelmiş Kur’an-ı Kerim), yâda var mı bir isteğin muradın onun olması için oku, yada okut... Bir kerede; Rabbim ne demiş niye yollamış bu kutsal kitabı niçin söylemiş ilk ayetin ikra olduğunu okusak, anlamaya çalışsak… Ama hemen bidat’lar hortlar! Başlar sözde âlim geçinen amcalar ve teyzeler. "aaaa olur mu öyle şey sen ne anlarsın da okuyacaksın, sus çarpılacaksın, sen kim Kur’an’ı anlamak kim, hocamısın sen, ne günlere kaldık, ahir zaman alametleri "der dururlar.

Hey Güzel Allah’ım aklımı koru! Bir gün bir yere çağırdılar beni; Kur’an okuyayım diye. Gittim, baktım epey kalabalık içimden sevindim fırsat bu fırsat biraz ayetleri anlatırım dilim döndüğünce, Rabbim izin verdiğince dedim.. Başladım okumaya yasin suresi bitti müsaadenizle birkaç soru sorabilirliyim sizlere dedim. Yasin ne demektir, anlayanınız var mı ? okuduğum 6 sayfadan! ses yok (çıt bile ) Durdum! Ve tekrar sordum. Daha okuyalım mı yoksa anlamını mı açıklayalım dedim. Teyzemin bir tanesi gözlüklerinin altından bakarak tabiii devam et diye direktif verdi... Bende o zaman hangi sure olsun dedim. (aslında biliyorum diyecekleri sureyi ama amacım alışkanlık haliyle sanki bidatlaşmış olan gelenekleri bozmak ve diğer surelerinde Kur’an’da var olduğunu bilmeleri) tebareke suresini ardından amme suresini oku diye biraz da sert bir üslupla yaşına güvenerek cevap verdi… Baktım yüzler birden gerildi. Neden tebareke amme, okuyoruz alışkanlık mı oldu bizlere? (ya sanki üçü bir arada kahve gibi) yaşı epeyi ilerlemiş teyzecik bana kızsa da gülümsedi, yok bu sureler daha kısa ondan. Bu sefer hepimiz tebessümden fazlasıyla gülümsedik…

Ne acı aslında ağlanacak halimize gülmek! Yavaş yavaş üçü bir aradayı (yasin + tebareke + amme) aştık duhan, vakıa, rahman, okunuyor çok şükür. Ve şimdilerde beni tanıyan topluluklar "ayet anlat Kur’an’ı biz evde okuruz kızım boş boş okuduk anlamadık ondan hayatımıza doğru bir yön de veremedik, geç kaldık hem de çok geç" demeye başlamışlardır. Geç kaldık ama zararın neresinden dönersek kardır! Evet, 77 yaşında Kur’an tefsiri anlamaya çalışan bir teyzem var, her hafta Alzheimer olan eşi şeker mi şeker dedemizi alıp derslere geliyor. Amacın ne annem, bu yaşta kalkıp geliyorsun. Cevabı bize öğüt niteliğinde aslında (anlayana) "Rabbime geç de olsa anlamaya çalıştım Kur’an’ını af et beni demek "diyor Melahat teyzem. Hayat bir hastane bizler birer hasta doktor Peygamber Efendimiz (s.a.s.) kuran ise reçetemiz bu kadar açık bir yol varken Neden insanoğlu; Karanlık bilinmeyen yollara dalmak ister hep.? Bakın yaradan Kur’an-ı Kerim’in de bize her şeyi bildiriyor bu konu hakkında ise; Maide süresi 83: Peygamber'e indirilen (Kur'ân)i dinledikleri zaman, onun hak olduğunu öğrendiklerinden dolayı gözlerinin yaşla dolup taştığını görürsün. Onlar:  “Ey Rabb'imiz iman ettik, bizi de şahitlerden yaz” derler. Kur’an’ı anlayıp ağlarlar Peki bizler ne yapıyoruz. ? Kur’an-ı güzel okuyanın sesinin güzelliğinden gariplenip, hüzünlenip, ağlıyoruz ne büyük gaflet ne büyük acı Artık Kur’an-ı Kerim’i anlamak daha da kolay aslında. İnternet çağında ve elimizin altında bir tıkla, anlamak için okumak lazım, bir kere olsa dahi.

“Okumaktan mana ne kişi Hakk'ı bilmektir; Çünkü okudun bilmezsin ha bir kuru ekmektir.” (Mevlana) "Okuduğumuz kitap bir yumruk gibi bizi uyarmıyorsa ne işe yarar?" (Franz Kafka)

Evet, bizi uyaran en güçlü ve en yüce kitabımız var. Okuyup anlamadığımız müddetçe iki dünyayı da kazanamayız. Çünkü ilaçsız eczane olmaz, devasız dert olmaz. Herkes anlayabildiği kadar yaşar, bu âlemi… Anlayamadıklarımız ise; bize sunulup kullanamadığımız bir hediye. Paketini açmadığın hediyen ne kadar değerli olsa da sana; Bilmeden ve hiç kullanmadan belki de eskitirsin.. Şimdi daha geç olmadan; Açalım hayat hediyemiz Kur’an kitabımızı, Anlayarak okumak için..

 

Ek Bilgi